Konu kritik… CHP ve AKP’den örtülü ortaklık

Her savaş, her büyük felaket yeni bir vergiye davetiye çıkarır. Gerçekten de vergilerin tarihi incelendiğinde, hemen hemen tüm vergilerin olağanüstü koşulların sosyal, ekonomik ve mali yüklerini hafifletmek amacıyla ortaya çıktığı ve daha sonra kalıcı bir hale dönüştüğü görülür. Ezcümle yazıya konu olan ek verginin dayanağı olan kurumlar vergilerinin ortaya çıkışı farklı ülkeler yönünden farklı tarihlerde olsa da, “Kurumlar vergileri, Birinci Dünya Savaşından sonra bağımsız bir vergi haline gelmiştir” (Salih Turhan, Vergi Teorisi ve Politikası, s.150). Darmadağın edilen Osmanlı İmparatorluğun küllerinden doğan Türkiye Cumhuriyetinin ilk yasası, bazı vergilerin artırılmasına dair “Ağnam Resmi Kanunu”dur. 1999 Kocaeli Depremi sonrası kanunlaşan vergilerin bugün dahi devam eden nitelikte kalıcı hale geldiği hafızalardadır. Bu örnekler çoğaltılabilir.

İLK KEZ SADECE SERMAYE KESİMİNE VERGİLENDİRME

Kahramanmaraş merkezli büyük deprem felaketinden sonra da bu kural işledi.7440 Sayılı Kanunun 10’ncu maddesinin 27’nci fıkrası ile 2022 kazançları için ek bir vergi getirildi. Vergi oranları %10 ve %5 olarak tespit edildi. Bir önergeyle son anda eklenen hükmün yazılı bir gerekçesi dahi olmadı, lehinde ve aleyhinde bir konuşma da yapılmadı, hemen oylandı ve kabul edildi. Bu tarz yasaların yazısız kuralıdır bu. Öyle ya; iktidar da, muhalefet de, çıkıp ne derse desin mutlaka bir kesimin tepkisini çekecek. Tüm bunlarda, hatta verginin geçmişe yönelik olmasından da şaşılacak bir yan yok. Şaşırtıcı olan, bu kez ki verginin, yüksek sermayenin vergi dışı tutulan kazançlarına yönelik olmasıydı. Belirtmek gerekir ki, kurumlar vergisinde yüksek sermaye kazançlarına yönelik çok sayıda istisna var. Bu istisnaların haklı bir nedeni olmadığı halde, bir hikmetle getirildiği kabulüyle asla tartışılmaz. İşte yıllar yılıdır böylesine kutsiyet atfedilen bir alana aniden bir verginin gelmesi ezberleri bozacak kadar şaşırtıcı oldu.

ÖNEMLİ VE VERİMLİ BİR VERGİ KAYNAĞI BULUNMUŞTUR

Bu verginin mimari Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığıdır. Bu ülkenin vergilerini toplayan GİB önü açıldığında, son derece verimli vergi kaynakları bulabildiğini bu örnekle ortaya koymuştur. Gelir İdaresi Başkan Yardımcısı Mehmet Arabacı, “İstisna ve indirimlerinin kaldırılmasıyla yoluyla şirketlerin bir defaya mahsus olarak ödeyeceği ek vergi tutarının 100 milyar lira civarında olduğunu” ifade etmiştir. Bu ek verginin uygulanacağı 2022 için kurumlar vergisi oranı yüzde 23’tür. Bu istisnaların bazıları 50 yılı aşkındır yürürlüktedir. Özetle, %10 oranıyla dahi vazgeçilen vergi oranları devasa büyüklüktedir. Sayın Arabacı,nın bu açıklaması, bundan böyle başvurulacak önemli bir vergi kaynağının tespit edildiğini göstermesi açısından da son derece değerlidir.

EN BÜYÜK SERMAYE KESİMİNİ HEM DE SEÇİM ÖNCESİNDE VERGİLENDİRİLMESİ ÖNEMLİDİR

Verginin mimari Gelir İdaresi Başkanlığı olsa da siyasi irade, Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan Hükümetine aittir. Belli ki KOBİ’ler, küçük esnaf, çiftçi ve meslek sahiplerini vergilendirmek yönünden sınıra gelindiği görülmüştür. Şu nokta da önemlidir. Bu ek vergi bir yapılandırma yasası içerisinde, bu yasanın bir parçası olarak yürürlüğe girmiştir. Günlük tecrübeler ile ekonomik ve mali olgular, bu kesimin hem yapılandırma yasası, hem de bu ek verginin yüklerini karşılamayacağını ziyadesiyle göstermektedir. Yani, Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak vardı. Hele hele seçim satına girildiği koşullarda, seçim sonuçları yönünden de bunun acı bir faturasının olacağı muhakkaktı. Bu bakımdan ek verginin muhataplarıyla bir uzlaşma sonucu yürürlüğe girdiği de söylenebilir.

Bu ek vergiye getirilen temel eleştiri; genel bütçeye alınması, yani deprem için harcanıp harcanmayacağının bir garantisi olmadığı yönünde oldu. Ancak genel bütçenin alternatifi özel bir fon oluşturulmasıdır. Bu tür fonlar ise Sayıştay denetimi dışında tutulması, yetkililere istisnai yetkiler verilmesi gibi nedenlerle geçmişte hayli eleştirildiği unutulmamalıdır.

CHP’NİN SESSİZLİĞİ

CHP kurmaylarının bu vergiyle ilgili herhangi bir itirazına rastlamadım. Sayın Kılıçdaroğlu aynı zamanda teknik bir kişi olarak bu ülkenin vergi mevzuatını en iyi bilenlerden biridir. Normal koşullar olsa, geçmişe yönelik bir vergi yasasına karşı en ağır eleştirileri yapacağından şüphe edilemez. Yani bu sessizliğin tesadüfi değil, bilinçli bir iradenin ürünü olduğu düşünülebilir. İdare hukukunda sukut ret anlamına gelir. Ancak sosyal hayatta sukut genel olarak kabul veya itiraz etmemek olarak görülür. Belli ki Sayın Kılıçdaroğlu, hem verginin haklılığı nedeniyle, hem de seçim sonrasında Cumhurbaşkanı olacağı, dolayısıyla memleketin bu vergiye ihtiyacı alacağını gördüğü için vergiye karşı bir tutum sergilememiştir. Bu tavrın CHP’nin tüm sözcülerine yansıdığı görülmektedir.

Şu ana kadar, CHP tarafından bu düzenlemenin, Anayasa Mahkemesine götürüleceğine dair bir açıklama yapılmaması da son derece önemlidir. Bu da bir Devlet duruşuna işaret etmektedir. Zira seçim sonrasında da, ek vergilere ihtiyaç duyulduğu bir ortamda, yüksek sermaye kesimine yönelik bir vergiyi Anayasa Mahkemesine götürmenin önemli mali, sosyal ve siyasi sonuçları olacaktır.

İŞTE BU

Ülkemizin yaşadığı büyük bir felaket sonrasında, bu felakete karşı getirilen en önemli tedbir olan ek vergi konusunda, Türkiye’nin iktidar ve muhalefetinin örtülü de olsa görüş birliği içerisinde hareket etmesi umut vericidir. Bu birliğin, yüksek sermayenin vergilendirilmesi gibi hassas bir alanda ortaya çıkması önemini arttırmaktadır. Ülkenin en kritik meselelerinin çözümündeki anahtar budur.

Odatv.com

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*